30 Aralık 2015 Çarşamba

Okudum :)



Uyku Kaçıran-Asena Meriç
Uyku kaçıran hiç beklemediğim bir şekilde farklı bir kitap olarak karşıma çıktı.Okumaya başladığımda bir korku kitabı olduğunu biliyordum ancak içinde bir sürü korku hikayesi barındıran bir kitap olacağını tahmin etmemiştim.Zaten kitabı ilk elime aldığımda siyah sayfaları ilgimi çekmişti.Her bölümün başında bulunan iki üç sayfa siyahtı.İlk başta bir anlam veremedim ama sonra kitabın son sayfasında Bram Stoker,H.p Lovecraft gibi isimleri görünce anladım.Siyah sayfaların dışındaki hikayeler bu büyük yazarlara aitmiş.Yani hikayeleri okurken genç bir yazara ait olduğunu düşünüyordum ama aslında usta yazarların hikayelerini okuyormuşum.Küçük bir şok geçirdikten sonra kitap daha çok hoşuma gitmeye başladı çünkü okuduğum hiçbir şeye benzemediğini farkettim.
Bir gün gibi bir sürede bitirdim çünkü çok akıcı ve sizi heyecanlandıran bir kitap.Yazarın hikayesi yarıda kesilip araya diğer korku hikayeleri girince o hikayeye ne olduğunu merak edip sayfaları hızla çeviriyorsunuz.Hem yeni bir yazarı tanımak hemde büyük yazarların korku hikayelerini okumaktan gerçekten keyif aldım.Hatta beklediğimden çok sevdim kitabı.Bu arada ikincisi de yakın zamanda çıkacakmış.Zaten kitabın sonunda yazarın hikayesi yarım kalmıştı devamında ne olacağını çok merak ediyorum.
Son olarak Carpe Diem yayınlarını ziyarete gittiğimizde bir tanıtım videosu çekmemi istediler.Bende bir şeyler konuştum.Sondaki tepkimi dikkate almayın. :D

Carpe Diem okul temsilcimiz Zehra, okuduğu kitabı senin için a...

Carpe Diem okul temsilcimiz Zehra, "Uyku Kaçıran" kitabını senin için anlattı...

Posted by carpediem kitap on 17 Aralık 2015 Perşembe

2 Aralık 2015 Çarşamba

Kitap Tanıtımı-Uyku Kaçıran/Asena Meriç


Uyku Kaçıran/Asena Meriç

Madam’ı ilk tanıdığımda, üniversiteyi yeni kazanmıştım. Öğrenciliğimin tuhaf günleri bu gökdelenli şehrin kalabalık ve işlek semtlerinden birinde tuttuğum evin sahibiyle tanışmamla başladı. Apartman tarihi bir hanın içerisindeydi. Ev sahibim olan Madam da bu apartmanın çatı katında oturmasına rağmen onu hiç görmemiştim. Kirayı her ay bir zarfın içine koyup kapısının altından atmam istenmişti. Madam’la karşılaştığım o geceyi hiç unutamıyorum. Kapısının altından hafif bir ışık sızıyordu. Tam eğilip elimdeki zarfı atacağım sırada bir gıcırtıyla kapı aralandı. Adeta ödüm patlamıştı. İçeriden solgun bir ışık, içime karlı bir ormanda yalnız kalmak korkusu düşüren bir müzik, nemli ve tuhaf bir koku geliyordu. Sessizce yaklaşıp içeriye baktım. Gıcırdayan yer tahtalarının sesleri eşliğinde soluk ışığın sızdığı odaya girdim. İşte benim tuhaf hikâyem o gece başladı...


25 Kasım 2015 Çarşamba

KCBT Blog Tur/The Originals Yükseliş-Julie Plec/Kitap Yorumu


The Originals Yükseliş-Julie Plec

Lise yıllarımda The Vampire Diaries dizisini bayılarak izlerdim.Özellikle Klaus karakteri diziye dahil olduktan sonra her yeni bölümü nasıl iple çektiğimi şimdi bile çok iyi hatırlıyorum.Şarkılarıyla,karakterleriyle kısacası her şeyiyle benim için çok özel bir diziydi The Vampire Diaries.4.sezondan sonra izlemeyi bırakmıştım çünkü diziyi bitmesi gerektiği halde reytingler iyi diye devam ettirmişlerdi.The Originals dizisi de  biraz bu düşünceyle gümbürtüye gitti benim için.Klaus ve Köken Vampirler gibi orjinal bir konunun böyle senaryolarla harcanmasına üzülüyorum ama konumuz bu değil.
Diziden sonra dizinin senaristi tarafından yazılan bir kitap var karşımızda.Açıkçası ilk başta senarist tarafından yazıldığını bilmiyordum bunu öğrenince biraz hayal kırıklığına uğramadım değil.Kitabın konusu hakkında pek bir şey bilmeden okumaya başladım ancak kitabın dilinin sıradanlığı beni kitaptan soğutmayı başardı.Resmen elindeki altın madenini kullanmayı başaramamış yazar.Klaus,Rebekah ve Elijah gibi asil karakterleri çok sıradan, sanki normal insanlarmış gibi yazmış.Halbuki TVD'nin 3.sezonunda yani kökenlerin diziye ilk girdiği bölümlerdeki gibi yazılmış olsaydı bu karakterler okumaya doyamazdım bu kitabı.
The Originals dizisinin hayranları bu kitabı çok sever büyük ihtimalle çünkü kitapla diziyi yazan insan aynı.Hatta bu kitabı lisede okusaydım eminim bende çok severdim.Ama daha öncede dediğim gibi olaylar ve kitabın yazılışı fazlasıyla basit.
Eğer kafa dağıtmak için kitap okumak istiyorsanız The Originals'ı okuyabilirsiniz çünkü kitap her ne kadar basit bir dille yazılmış olsada çok akıcı ve kendini okutuyor.Ne olduğunu anlamadan bir oturuşta bitebilecek bir kitap.Yani dizinin bir bölümü gibi düşünüp okursanız seversiniz.



Bu şarkıyla biraz nostalji yapayım dedim.Vampir Günlüklerinin bir bölümün
de çalmıştı. :)

a Rafflecopter giveaway

KCBT Blog Tur/The Originals Yükseliş-Julie Plec/Alıntılar


The Originals Yükseliş/Julie Plec

Karanlık etrafını sarmıştı.Bataklık boyunca uçar adımlarla koşarken kökler ve tümsekler uzanıp ayaklarını yakalamya çalışıyordu.New Orleans'a yeni bir şey gelmişti ve gece bir daha asla güvenli olmayacaktı.
(sf.8)

Her şey çok parlak,çok gürültülüydü;derken birden kusursuzlaştı.Klaus'un onun kim olduğunu anlaması için şöyle bir görmesi yeterliydi.Beyaz muslin elbisesinin üzerinde duruşuna bakılırsa,yalnızca Klaus için yaratılmış bile olabilirdi.
(sf.40)

İnsanlar vampirlerin lanetli yazgılarına dair neler fısıldarsa fısıldasın o an Klaus kendini kesinlikle kutsanmış hissediyordu.
(sf.40)

Kendine hakim oldu ve yüzünde muhteşem olduğunu bildiği bir tebessümle,'Leydi Vivianne,' diye cevap verdi,'sizin burada olacağınızı bilseydim,her saniyesini yanınızda geçirmek için daha erken gelirdim.'
(sf.41)

Klaus bir an için Armand'ın o kibirli,savunmasız boynunu kırsam ne olur diye düşündü.Vivianne kızardı -Elijah deliye dönerdi- ama nihayetinde herkes bir kurt adam öldü diye dünyanın sonunun gelmeyeceğine hemfikir olurdu.Zaman Klaus'u haklı çıkartırdı.Her zamanki gibi.
(sf.45)

Cadılarla yaptıkları anlaşma yüzünden Mikaelsonlar yalnızca yeni vampir yaratma güçlerini kaybetmemişlerdi;Köken Vampirler çok geçmeden şehir sınırları içinde arazi alma teşebbüslerinin,teklif ne kadar cazip -ya da tehditkar- olursa olsun reddedildiğini görmüşlerdi.Mesaj açıktı:Burada kalabilirlerdi ama fazla yerleşmeseler iyi olurdu.
(sf.50)

'Bu akşam niyetiniz ne kadar iyi olursa olsun sizin türünüzle yakınlaşmayı kesinlikle düşünmüyorum.Ben kan dökülmesine bir son vermek istiyorum,kan dökerek hayatta kalan bir yaratıkla dost olmak değil.'
(sf.70)


a Rafflecopter giveaway

28 Eylül 2015 Pazartesi

Kitap Canavarlarının Blog Turu-Meleklerin Kanı/Nalini Singh-Kitap Yorumu


Meleklerin Kanı-Nalini Singh (Lonca Avcısı Serisi)

Kitap elime geçtiğinde konusu hakkında hiçbir fikrim yoktu.Sadece Artemisin ilk kitabını bastığını herkesin çok beğendiğini birde haliyle meleklerle alakalı bir hikaye olduğunu biliyordum.Sonra kitabı okumaya başladım.400 sayfalık kitap 24 saat içinde bitti.Kitabın içeriğine girmeden önce cildinin güzelliğine methiyeler düzmek istiyorum.İç cildindeki o tüy kalbimi fethetti.Çok asil duruyor.Kitabı okurken hep dış cildini çıkarıp okudum sırf arada o tüy resmine bakabilmek için. :D

Kitaba başlarken biraz tereddütlüydüm çünkü bu tarz kitapları çok okumuyorum.Ancak kitap öyle soluksuz okutuyor ki kendini sizin tereddüt etmeye vaktiniz kalmıyor.Sayfaları hiç durmadan çevirip biran önce sonunu getirmek istiyorsunuz.Çünkü ortada sırlar ve çözülmesi beklenen olaylar var.Kitap bir aşk hikayesi içermesine rağmen bol bol aksiyon barındırıyor bünyesinde.

Karakterlerimiz Elena ve Raphael.Tahmin edebileceğiniz gibi Raphael bir melek.Belki de kitapla ilgili tek sıkıntım Raphael'in ismiydi.Meleklerle alakalı dizi,film ne varsa hepsinde bir Raphael var.Herneyse Raphael öyle sıradan bir melek değil bir başmelek.Birde yaşadıkları dünya bizim bugün yaşadığımız dünya gibi değil.Okuyup kendiniz görürsünüz artık.Mesela Elena bir vampir avcısı,doğuştan.

Kitabın okuduğunuz süre boyunca sizi gerçek hayattan soyutlama gibi bir yeteneği var.Ortalıkta Raphael diye dolanabilirsiniz.Önceden uyarayım :D Birde heyecan sürekli dorukta.Ben kitap şimdi durulur,okurken sıkılırım falan diye düşünürken yazar beni hep ters köşe yaptı.

Son olarak çevirmenin bazı kelimeleri çok sık kullanması dikkatimi dağıttı.Çeviri güzel ancak bazı kelimelerde sıkıntı yaşadım.Yine de çok etkilemedi beni.

Kitabı okurken şunu dinlemenizi öneririm.


Birde çekilişe katılmayı unutmayın. ;)


a Rafflecopter giveaway

26 Eylül 2015 Cumartesi

Okudum :)


Lola ve Komşu Çocuk-Stephanie Perkins

Kitaba başlarken tatlı bir hikaye okuyacağımı biliyordum ama böylesine sevebileceğini hiç düşünmemiştim.Karakterler o kadar güzeldi ki kitabın gerçek olmasını istedim.Hemde öyle böyle değil.Yaklaşık 1 günde falan okudum kitabı ama bitince keşke daha yavaş okusaydım dedim.Sonunu merak ettiğimden hızlı okudum ama bazı ayrıntıları daha doya doya okuyabilmeyi dilerdim.Neyse çok sevdiğim kitapları anlatamıyorum ben pek. :D

Karakterleri kısaca tanıtmak istiyorum.Öncelikle hepimizin bildiği gibi Lola var.Kesinlikle sıradışı bir kız.Perukları,kostümleri ve parıltılı şeyleri seviyor.Hergün aynı insan olmak için çok kısa bir hayat bu felsefesini kabul etmiş bir kızımız kendisi.17 yaşında kendisinden büyük bir erkek arkadaşı ve bunu doğal olarak hiç onaylamayan ebeveynleri var.

Komşu Çocuktan bahsedecek olursak eğer kitabı bu kadar sevmemi sağlayan karakterdir kendisi.Her söylediği ve yaptığıyla kalbimde kocaman bir yere sahip oldu Cricket Bell.Lola'yla yaptıkları, çocuklukları, oynadıkları oyunlar vs. her şey bana kendi çocukluğumu hatırlattı.Çünkü çocukken bütün yazlarımı televizyonda sadece TRT 'nin çektiği bir yerde geçirdim ve can sıkıntısı hayalgücümü geliştiren en büyük etkendi.Tıpkı Lola ve Cricket gibi oyunlar oynardım.Bebeklerime falan ev yapardım.Bana bu anılarımı hatırlatması kitabı başka türlü sevmeme sebep oldu.Ayrıca Lola'nın kendini buluş yolculuğunu okumaktan gerçekten zevk aldım ve kendime de bir şeyler kattım bunları okurken.Bu kitaba basit olarak bakmayınca öğrenebileceğiniz şeyler olduğunu düşünüyorum.Ayrıca hayatınızda okuyabileceğiniz en kibar ve en tatlı karakter Cricket Bell olabilir.Benim kesinlikle ilk beşimde.

Son olarak kitaba bu kadar harika bir cilt yapan yabancı yayınlarına teşekkür etmek istiyorum.Bence her kitap böyle güzel gözükmeyi hakediyor.Bizimde yavaş yavaş bu özeni göstermemiz çok güzel.
Herkesin Kurban Bayramı mübarek olsun. :)

25 Eylül 2015 Cuma

Kitap Canavarlarının Blog Turu-Meleklerin Kanı/Nalini Singh-Yazar Hakkında


Nalini Singh

Lonca Avcısı,Psy Changeling ve Rock Kiss serilerinin New York Times ve USA Today Çoksatan yzarıdır. 1977 Fiji doğumludur,ancak Yeni Zelanda'da yaşamaktadır. Avukat olarak çalışırken,  İngilizce öğretmek üzere Japonya'ya kaçmıştır. Belki de bu yüzden olabildiğince seyahat eder. Nalini yazmayı, okumayı ve çikolatayı bir besin grubu olarak düşünmeyi çok sever. Yazar şu anda 39 adet kitabın sahibi ve halen bazı serilerini yazmaya devam ediyor. Lonca Avcısı serisini 2009 yılında yazmaya başlamış ve 2015'in Eylül ayında serinin 8.kitabı yayımlanmıştır. Seriye ek olarak 4 adet novella satışa çıkmıştır. Bunlar:

Angel's Pawn e-Special and in Angels' Flight
Angel's Judgment 
Angel's Wolf 
Angel's Dance'dir.

Daha fazlası için yazarın sitesi:


Twitter adresi:

@nalinisingh


a Rafflecopter giveaway

24 Ağustos 2015 Pazartesi

Jennifer E.Smith Kitaplığı


İlk Bakışta Aşkın İstatistiksel Olasılığı 
Mutluluk Böyle Bir Şey 
Hayallerimiz Sen ve Ben

Jennifer E.Smith ile tanışmam goodreads ve instagramda o harika kitap kapaklarını görmemle oldu.Sonra kitaplarının Türkçeye çevrilmesini bekledim.Bir gün öylesine kitap satış sitelerine bakarken (neredeyse her gün bakıyorum :D ) Artemis yayınlarının yeni kitaplarına bakmak geldi içimden ve şaşkınlıkla İlk Bakışta Aşkın İstatistiksel Olasılığı'nı yani benim kapağına aşık olduğum kitabı yayınladıklarını gördüm.Tabi hemen alamadım ama geçen Tüyapta alma fırsatı buldum.Sanırım bir günde falan bitirmiştim kitabı.Aynı kapağı gibi güzel bir hikayeydi ve sonu bana öyle bir gülümseme bahşetti ki hemen ablama ve kuzenlerime okuttum. :) Yazarla böyle tanıştım.İlk kitabını okudum ve sonra da diğer kitapları araştırmaya başladığımda Mutluluk Böyle Bir Şey'in Novella yayınlarından çıktığını gördüm.Biraz hayal kırıklığına uğradım çünkü orjinal kapakla çıkarmamışlardı.Kitabı tesadüf eseri bir markette 4.90 gibi bir fiyata almıştım.İyi ki de almışım çünkü bu kitabı da çok severek okumuştum.Son olarak da dün Hayallerimiz Sen ve Ben'i bitirdim.Kendine özgü havası ve yine kapağıyla (bu sefer orjinal kapakla basan novellaya alkış) çok sevdiğim kitaplar arasına girdi.
Öncelikle şunu söylemem gerek bu yazarı okurken abartılı ve büyük şeyler beklemeyin.Bu kadın sadece hayatın akışını yazıyor ve iki insanın birbirinin hayatında ne gibi farklılıklar yaratabileceğini.Sonu çoğunlukla beklenildiği gibi bitmiyor ama sizi mutlu etmeye yetiyor.Öyle edebi değeri yüksek kitaplar değiller ve benim o çok sevdiğim distopik veya fantastik ögelerde içermiyorlar ama bir şekilde okumayı çok seviyorum bu kitapları.Bildiğimiz ve hep okuduğumuz mutlu sonlar bu kitaplarda biraz farklı anlatılıyor.Yani bilinen mutlu sona değil ama yine de tuhaf bir şekilde mutlu olan bir sona ulaşıyoruz.Uzaklıkların önemli olmadığı kitaplar bunlar ve birbirini hiç tanımayan insanların karşısındakinin hayatına dokunuşunu okuyoruz.
Kısaca konularından da bahsetmek istiyorum.

İlk Bakışta Aşkın İstatistiksel Olasılığı: Uçakta tanışan bir genç kız ve bir çocukla alakalı.Genç kız babasının düğününe gidiyor ve bütün uçak yolculuğu bu genç çocukla geçiyor.

Mutluluk Böyle Bir Şey:Yanlış bir e-posta sayesinde tanışan iki genç var bu kitapta da.:)

Hayallerimiz Sen ve Ben:Bir gün tüm şehirde elektriklerin gitmesiyle asansörde mahsur kalan iki genç.Tabi hikaye sırf asansörde değil bu olay tanışmalarına sebep oluyor ve sonra kitap orjinal adının yani ''Senin ve Benim Coğrafyamınız'ın'' hakkını veriyor.

Bence bir şans verilmeyi hakeden,çok şey beklemeden okursanız seveceğiniz kitaplar bunlar. :)

20 Ağustos 2015 Perşembe

Okudum :)


Kaos Yürüyüşü Serisi/Patrick Ness

1)Umut Bıçağı
2)Sorgu ve Yanıt
3)İnsan Denen Canavar

Bu seri için söylenecek çok şey var ama söylemek biraz zor işte.Öncelikle size karakterleri ve yaşanılan dünyayı biraz anlatayım tabi spoiler vermeden.Sadece görüşlerimi yazacağım olayları değil.
Öncelikle başkarakterimiz Todd yanlış hatırlamıyorsam ilk kitapta 13 yaşında falandı.Şimdi ben 13 yazınca siz sakın bu kitabı çocuk kitabı olarak görmeyin.Çocukların okuyamayacağı kadar gerçek bir kitap çünkü ve zaten aldığı ödüllerde bir çocuk kitabı olmadığını apaçık gösteriyor.Todd sadece erkeklerin yaşadığı bir kasabada yaşayor ve kasabadaki en genç insan o.İlk kitabı biraz unuttum çünkü okuyalı çok oldu.Todd bu dünyada hiç kadın olmadığını düşünen bir çocuk tabi bu ilk kitabın en başlarında sonrasında nasılda yanıldığını anlıyor.Çünkü Viola ile tanışıyor.Viola belki de şu zamana kadar okuduğum en harika genç kız karakter.O da Todd gibi 13 yaşındaydı yanlış hatırlamıyorsam.Bu ikilinin yaşadıkları dünyada erkeklerin düşünceleri diğer insanlar tarafından duyulabiliyor.Yani bütün erkeklerin zihinlerini okuyabiliyorsunuz.Bu yüzden de çok gürültülü bir dünya.Yazarın kadınları sessiz göstermesi bana çok manidar geldi.Bu anlattıklarım yaşadıkları dünyanın tuhaf olan ilk kısmı.Ayrıca bu dünyanın asıl sahipleri olan uzaylı ırkı Manklar var.Çünkü bu karakterler bizim dünyamızda değil başka bir gezegende yaşıyorlar.Yani insanları Amerikalılar Mankları da Kızılderililer olarak düşünebiliriz.
Kitaptaki her tuhaflığın temsil ettiği şeyler olduğunu düşünüyorum.Özellikle Ses olayı çok şey anlatıyor ancak bunları kitabı okuyup görmek gerek.Birde kitabın olmazsa olmazı bir kötü karakteri var.Allah düşmanımın başına vermesin diyebileceğiniz bir kötü karakter.Kitabı okurken ömrünüzü yiyen, kafanızı duvarlara vurduran bir kötü karakter.Öyle ki seri boyunca Büyük Başkan Prentiss'i boğmak istedim.Atlattıkları her olaydan sonra daha bu çocukların başına ne gelebilir ki diye düşündüğüm anda bu adam yeni bir pislik yaparak beni şaşırttı.O yüzden önceden uyarayım David Prentiss'i okumaya hazır olarak başlayın bu seriye.
Ayrıca aksiyonun hiç kesilmediği bir üç kitaptan bahsettiğimi de eklemem gerek.Sayfalar sizin 
elinizde olmadan akıyor sanki.Özellikle her kitabın sonlarına doğru heyecandan öldüğüm doğrudur.
Çok bir şey yazmak istemiyorum aslında bence alınıp okunması gereken bir seri.Todd ve Viola gibi iki harika karakteri okumak için bile koşa koşa gidip alın bu seriyi.Ayrıca insanların yanı sıra harika hayvanlarda var.Son olarak söyleyeyim hayvanlarında sesi var ve benim kitapta en çok sevdiğim şeylerden biri de onların konuşmaları dinlemekti. :)

1 Ağustos 2015 Cumartesi

Okudum-Ejderhaların Dansı Kısım 1-2


Ejderhaların Dansı Kısım 1-2/George R.R Martin

Uzun zaman olmuş buraya girmeyeli.Harika bir kitapla geri döndüm.Buz ve Ateşin Şarkısı serisinin yayınlanmış son kitaplarının yorumuyla.Herkesin bildiği ismiyle Taht Oyunları.Son yılların en popüler dizi ve kitap serisi.Popülerliğini kesinlikle sonuna kadar hakediyor.Şimdi bu son yayınlanan kitap olduğu için spoilersız bir yorum yazacağım çünkü Taht Oyunlaı hakkında spoiler yemekten bizzat nefret ediyorum o yüzden aynı şeyi bunu okuyan insanlara yapmak istemiyorum.
Kitaba gelirsek eğer olaylar 4.kitaptan bir hayli farklı çünkü 4.kitabı okuyanlar bilirler hiçbir ana karakteri okuyamamıştık yaklaşık 800 sayfa kadar eğer yanlış hatırlamıyorsam.Ejderhaların Dansı'nda ise istemediğiniz kadar Arya.Tyrion,Jon ve Dany'nin kısımları var.Şunu söylemek istiyorum öncelikle Dany (tam adını yazmak zor :D ) yani Ejderhaların Annesi karakterinden hiç hoşlanmıyorum.Her şeyi çok kolay elde ettiğini ve sevgili yazarımız Martin tarafından biraz torpilli olduğunu düşünüyorum.Hiçbir karaktere acımayan, onları hunharca öldüren Martin iş Dany'e gelince bütün silahlarını saklıyor ve Khaleesi her istediğini alıyor.3 tane ejderhası var diye her şey onun sanki.Çok sevenleri var onu da biliyorum ama Starklara yapılan şeylerden sonra onun hala istediğini yapması sinirlerimi bozuyor.
Kitapta benim ağzımı kapatamama sebep olan bir süpriz var ki bütün serinin kaderini 180 derece döndürebilecek cinsten bir şey.Okuduktan sonra ben bunu nasıl düşünemedim diyorsunuz.Bu süprizin beni acayip heyecanlandırdığını söyleyebilirim sadece çünkü tek kelime etsem spoiler olur.
Arya ve Bran'ın kısımları tıpkı Dany'nin kısımları gibi ağır ilerliyor ve okurken çoğu zaman sıkılmadan edemedim.Tamam çok merak ediyorum ama hiç olay olmuyor.Kitapta beni en sıkan yerler Bran'in kısımlarıydı.Umarım bir sonraki kitapta olaylar biraz gelişir...
Son olarak Jon'dan bahsetmek istiyorum ki kendisi benim son umudumdur.Bunu da açıklayamam malesef.Ben hayatımda bu kadar iyi kalpli ve onurlu bir karakter okumamıştım.Ya sen nasıl birisin Jon Snow.Gerçek hayatta olmanı ve seni tanımayı çok isterdim yani öyle böyle değil.Kitapta asil olmayıp en asil olan kişi sensin.Eddard Stark'ın ne kadar güzel özelliği varsa onu almış resmen.
Bu serinin insanlara öğretecek binlerce şeyi olduğunu düşünüyorum.Bu kitaplar benim gözümde fantastik değil gerçek.Hatta o kadar gerçekki bütün hanedanlar bir ülkeyi ,gelmekte olan kış ve akyürüyenlerde küresel ısınma gibi dünya çaplı felaketleri temsil ediyor.Ben okurken böyle görüyorum bütün olayları ve bakış açınız değişince kitaplarda bambaşka şeylere dönüşüyor.Ve insanların nasıl kışı ya da akyürüyenleri umursamadan Taht Oyunları oynadığını görmek beni çok düşündürüyor...

27 Mayıs 2015 Çarşamba

Kitap Canavarları 21.Blog Turu-Benim Uzak Yıldızım/Amie Kaufman & Meagan Spooner-Yorum


Benim Uzak Yıldızım/Amie Kaufman & Meagan Spooner

Herkes gibi bende bu kitabı Go!Kitap duyurduğundan beri merakla bekliyordum.Kapağı ve uzayda geçiyor olması beni zaten en başından kendine aşık etmişti.Sonunda okudum ve çok sevdim.
Kitap İkarus isimli uzay gemisinde başlıyor.Karakterlerimiz Lilac; galaksinin en zengin adamının kızı ve Tarver;savaş kahramanı. Bütün kitap boyunca Tarver ve Lilac'ın hayatta kalma mücadelelerini ve birbirlerini tanımalarını okuyoruz.Başlarda sakin başlasa da devam ettikçe hız kazanan ve okuyucuyu sürükleyen bir roman.Bambaşka gezegenler ve çok farklı hayatlar yazılmış bu kitapta okudukça şaşırıyorsunuz.Kitapta ayrıca bazı hoşuma gitmeyen yerler oldu.Hepsini kitabı çok sevdiğim için göz ardı ettim ama sonunu bir türlü sevemedim.O kadar güzel bir kitabın sonu böyle olmamalıydı bence.Çok havada kalan ve bitmeyen bir hikayeyle bıraktı bizi yazar.Kitap bittiğinde bu kadar mı yani? diye sordum hep.Serinin ikinci kitabı var evet ama başka karakterlerin ağzından ve anladığım kadarıyla Lilac ve Tarver ile alakalı hiçbir şey yok.Nasıl!? Yani böyle bırakılır mı? Lilac'ın babası hakkında bir sürü soru işareti var benim kafamda ve o malum fısıltılar hakkında.Ayrıca kitapta bir olay var ki hiç tahmin edemeyeceğim bir şeydi.Yazarların bunu açıklığa kavuşturup beni rahatlatmalarını bekledim ama onu da yapmadılar.Şimdi sanki kitap kötüymüş gibi gözüküyor ama kesinikle değil.Okuduğum en ilginç kitaplardan.Düşünün bir gezegende yalnız kalmış iki insan ve birbirlerinden nefret ediyorlar.Kesinlikle orjinal bir konu ve yazarların hayalgücüne hayran kaldım ama işte malesef bir ama var.Bu kitap böyle bir son haketmiyordu.Hadi böyle bir son yazdın o zaman ikinci kitapta Lilac ve Tarver ile ilgili olmalıydı.Yine de okumanızı tavsiye ederim.Sırf ikilinin arasındaki ilişki için bile okunur. :)


a Rafflecopter giveaway

Kitap Canavarları 21.Blog Turu-Benim Uzak Yıldızım/Amie Kaufman & Meagan Spooner-Yazar Tanıtımı

,

Benim Uzak Yıldızım/Amie Kaufman & Meagan Spooner-Yazar Tanıtımı

Uzun zamandır dost, zaman zaman olsa da oda arkadaşı olan yazarlar birlikte bütün dünyayı (henüz galaksiyi değil) dolaşıp aralarındaki kıtaları aşmışlar. Megan, Washington'un hemen dışında yaşarken Amie, Melbourne, Avustralyada ikamet ediyor. Şu an ayrı olsalar da uzay operasına, seyahata, ikinci kahvaltılara duydukları sevgi onları hep bir arada tutmaya yetiyor.

Meagan Spooner hayatının her anında yazarak büyüdü; hayat hakkında arkeolog, deniz biyologu ve astronotmuşçasına hayaller kurarak.New York'taki Hamilton kolejinde oyun yazarlığı bölümünü dereceyle bitirdi ve o zamanlar birkaç yılını Avustralya'da yaşayarak geçirdi.

Amie Kaufman gençler için bilimkurgu ve fantastik kitaplar yazmaktadır.Melbourne'de kocası, kurtarıcı köpeği ve dikkate değer bir kütüphaneyle birlikte yaşamaktadır.Çikolata ve kısa uykuların büyük hayranıdır.


16 Mayıs 2015 Cumartesi

Yabancı Yayınları'nın Birkaç Kitabına Yorum :)




1)Baba,Dışarıda Bir Melek Var!-Fikret Topallı

Bu kitabı baya korkarak okumuştum çok iyi hatırlıyorum.Kimi öyküler sadece ürkütürken bazıları gerçekten iyi korkuttular.Dünyadan ve Türkiye'den şehir efsanelerinden bir derleme yapmış Fikret Topallı.Ki kendisinin seri katillerle ilgili kitaplarını hep okumak istemiştim.Ben kitabı çok zevk alarak ve ilginç şeyler keşfederek okudum.Böyle efsanelere veya korku hikayelerine ilginiz varsa bir göz atın bence. :)

2)Aşka Var Mısın?-Natasha Boyd

Eh bu kitabı duymayan kalmamıştır herhalde.Şimdilerde ikinci kitabı da çıktı ama ben alıp okuyamadım henüz.Jack Eversea ve Keri Ann'in hikayesi ilk başlarda çok sıradan gözüken ama okudukça sizi bağlayan cinslerden.Öyle ki kitabı bir günde bitirip etkisinden çıkamamıştım.Kitabın konusuna gelrisek: Jack Eversea bir megastar Keri Ann ise sıradan bir kasabada yaşayan bir kız.Jack bir olaydan dolayı Keri Ann'in kasabasına yerleşiyor böylece olaylar başlıyor.Tam bir yaz kitabı.Mutku eden cinsten.İkinci kitap için sabırsızlanıyorum.

3)Aşkın Müziği-Kylie Scott

Kitabın konusu gerçekten çok ilginç ve komik.Çok büyük bir yıldız olan David ile Vegas'ta,bir günde nasıl evlendiği hatırlamayan 21 yaşındaki Evelyn'nin hikayesi Aşkın Müziği.İlk sayfalarda kahkahalarla okuduğum bir kitap oldu ama sonrasında çok keyif almamaya başladım.Ama sorunun kitapta değil bende olduğunu düşünüyorum.Bu tarz kitapları sevenler büyük ihtimalle seveceklerdir.

4)Kördüğüm-Calia Read

Çok ilginç bir kitap.Kafanızı allak bullak edecek cinsten.Tabi önceden benzer bir kitap okumadıysanız.Şimdi kitabın ismini vermeyeceğim çünkü sonu anlaşılabilir.İşte ben o kitabı okuduğum için Kördüğüm'ün sonunu tahmin edebildim ve işin bütün büyüsü bozuldu.Yoksa güzel kitap.

5)Tersyüz-Amy Harmon

Of bu kitap çok fena.Yani başlarken bu kadar harika olabileceğini tahmin bile edememiştim.Okurken canınızı yakan ,kalbinizi paramparça eden,kısacası sizi mahveden bir kitap.Ambrose Young müthiş bir karakter.Bailey ve Fern'e ise söyleyecek söz bulamıyorum.Okuyun bu kitabı gerçekten aşırı derecede güzel.

6)Kızıl Tepe-Jamie Mcguire

Bu kadının kitaplarına karşı biraz önyargılıydım aslında.Araf kitabını yarım bırakmıştım.Ama  kitabın zombilerle ilgili olduğunu öğrenince koşa koşa aldım ve hemen okudum.Güzel,aksiyon dolu bir kitaptı ama beni biraz üzdü biraz da sinirlendirdi.Yine de zombileri tekrar okumak çok güzeldi.Devamı gelsin. :)

Yukarıdaki kitaplardan bazılarının şarkıları var benim için.İşte onlar :)

Aşka Var Mısın? için:


Tersyüz için:


Herkese keyifli haftasonları :)

8 Mayıs 2015 Cuma

Benim Uzak Yıldızım/ Amie Kaufman & Meagan Spooner/Kitap Tanıtımı


 

Benim Uzak Yıldızım/ Amie Kaufman & Meagan Spooner


O GECENİN, DEVASA UZAY GEMİSİ İKARUS'TAKİ DİĞER GECELERDEN HİÇBİR FARKI YOKTUR. Ta ki o büyük felaket gerçekleşene ve İkarus yakınlardaki bir gezegene düşene dek. Elli bin yolcu kapasiteli gemiden yalnızca iki kişi kurtulmuştur: Evrenin en zengin adamının kızı Lilac LaRoux ve genç bir savaş kahramanı olan Binbaşı Tarver Merendsen.
Binbaşı Merendsen, Lilac gibi kızların insanın başına beladan başka bir şey getirmediklerini uzun zaman önce öğrenmiştir. Lilac da, Tarver’ın kendi iyiliği için, onu kendisinden uzak tutması gerektiğinin farkındadır. Ama ıssızlığın ortasında hayatta kalabilmek için birbirlerine ihtiyaçları vardır. Açlık, soğuk ve vahşi hayvanlara bir de Lilac’ın duyduğu fısıltılar eklenince birbirlerine güvenmekten başka çareleri kalmaz. Ne var ki çok geçmeden, onları birbirlerinin kollarına iten bu trajediden büyük bir aşk doğar. Artık kurtulup kendi gezegenlerinde bir ömür ayrı kalmaktansa düştükleri bu ıssız gezegende birlikte olmayı tercih ederler.
Ama her adımda onları takip eden gizemli fısıltıların ardındaki gerçeği öğrenmeleriyle her şey bir anda değişir. Lilac ile Tarver o gezegenden ayrılsalar bile artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktır.
Nefes kesen bilim kurgu üçlemesinin ilk kitabı, Benim Uzak Yıldızım, zaman ve mekân tanımayan sonsuz bir aşkın hikâyesi…

30 Nisan 2015 Perşembe

Okudum :)


Demir Periler Serisi/Julie Kagawa :
1)Demir Kral
2)Demir Kız 
3)Demir Kraliçe

Bu seri daha çevrilmeden önce kapakları ve perileri konu almasıyla ilgimi çekmişti.Sonra Pegasus Yayınları seriyi çevirmeye başladı.Bende hiç bekletmeden ilk kitabı satın alıp okumaya başladım.
Demir Periler serisi en sevdiğim seriler arasında yer alıyor.Karakterleri olsun yaratılan dünya olsun her şeyiyle diğer serilerden farklı.Bütün o periler ve dünya mitolojisinden alınan yaratıkları okurken bambaşka bir dünyaya sürüklüyor insanı.Öyle ki kitaplar bitmesin, peri dünyasından çıkmayayım istiyorsunuz.
Meghan baş karakterimiz.İlk kitapta 16 yaşında bildiğimiz normal bir genç kız.En yakın arkadaşı Puck.Kendi hallerinde yaşarlarken bir gün Meghan babasının yaz divanının kralı olduğunu öğreniyor.Tabi birde kardeşinin periler tarafından kaçırılması var.Böyle başlıyor karakterlerimizin maceraları ve başlarına gelen onca şeyin üstesinden gelmeye çalışırlarken nefes alacak bir an bile olmuyor.
Birde çok sevgili Cait Sith'imiz yani kedi görünümlü bir peri olan Grimalkin var.Karakterlerin başı ne zaman derde girse bu kedi bir yolunu bulup onları kurtarmayı başarıyor.Sakın şimdi Grimalkin'i böyle yumuş tüylü sevimli bir kedi olarak hayal etmeyin.Huysuzun tekidir kendisi.Çocukların kendisini sevmesine izin vermez, hiçbir şey demeden görünmez olur...Ama en sevdiğim ve kitabın kilit noktalarında önemli bir yere sahip olan bir karakterdir Grimalkin.
Sanırım peri dünyasında iki divan olduğunu söylemem gerek.Yaz ve kış divanları.Eh tahmin edersiniz ki bunlar birbirlerine düşman.Meghan bir yaz prensesi, Ash ise kış prensi. Bu ikiliyi okumaktan da çok keyif aldım tüm seri boyunca.Ash harika, soğuk ama bir o kadarda fedakar bir karakter.Hatta uzun zamandır okuduklarım arasında en fedakar olanlardan.
Spoiler vermeden anlatabildiğim kadar yazmaya çalıştım.Gerçekten güzel kurgulanmış, akıcı ve eğlenceli bir seri.Puck beni tüm seri boyunca güldürmeyi başarmıştır mesela. Okuyun ve hayale edin bu seriyle.
Herkese iyi tatiller. :)

20 Nisan 2015 Pazartesi

Kitap Canavarları 20.Blog Turu-Eksik Parça/Michelle Hodkin-Yorum


Eksik Parça/Michelle Hodkin

Bu kitap nasıl bir kitaptı böyle? Yabancı bloggerlardan harika olduğunu duymuştum ama böylesine kafa karıştırıcı bir şey olacağı aklıma hiç gelmemişti.

Kitaba elime ulaştığı andan itibaren aşık oldum.Sırf o kapakta kullanılan yazı tipi bile harika gözüküyor ama kapak fotoğrafına daha çok hayran kaldım.Her neyse kitabımız Mara'nın bir mektubuyla başlıyor.Yazar herhalde demiş ki şu okurları en baştan bir merak içine sokayım.Bir kitabın ilk cümlesi 'benim adım Mara Dyer değil' olur mu? Sen nasıl bir yazarsın.Birde bu yetmezmiş gibi kitabın içerdiği tüm o tuhaflıklar var.İlk başlarda kızın deli olduğuna mı inanayım yoksa başka bir şey olduğuna mı diye hep ikilemde kaldım.Deli diyorum sonra deli olmadığını gösteren şeyler oluyor o zaman başka bir şey bu kız diyorum deli oluyor.Öyle işte kitap boyunca bir karar veremedim en sonuda zaten öyle bir şok etti ki etkisinden çıkamadım.

Kitapta tam her şeyi çözdüm diyorum.Bu kesin böyledir falan diye düşünüyorum pat! bambaşka bir şeye dönüşüyor kitap.Abartmıyorum uzun zamandır böyle beni allak bullak eden bir kitap okumamıştım.Kapağı kapadığımda bu neydi şimdi!? diye düşünmekten kendime gelemedim.Hemen ikinci kitabı istiyorum çünkü sorularıma cevap alamazsam kafayı yiyebilirim.

Bu arada Noah'tan bahsetmeyi unutmuşum.Güzel bir karakter ama öyle çok hayran kalmadım Noah'a.Bu birazda Mara'nın içinde bulunduğu durumdan kaynaklanıyor.Kitap boyunca erkek karaktere yoğunlaşamıyoruz çünkü ortalıkta bir sürü bilmece var ve onları çözmeye çalışırken normal hayat okurun ilgisini pek çekmiyor.Kitapta en sevdiğim karakterlerden biri Mara'nın ağabeyi Daniel'dı.Çok harika bir karakter ve Mara'yla ikisini okumaktan çok keyif aldım.

Uzun lafın kısası bence bu kitap son zamanların en acayip kitabı ve okunmaya değer.


a Rafflecopter giveaway

Kitap Canavarları 20.Blog Turu-Eksik Parça/Michelle Hodkin-Playlist



Eksik Parça/Michelle Hodkin

BENİM PLAYLİSTİM


BANKS-WAİTİNG GAME


ANDREW BELLE-IN MY VEINS


EMİNEM-GUTS OVER FEAR


BEA MILLER-FIRE N GOLD


CROSSFIRE-BRANDON FLOWERS



YAZARIN PLAYLİSTİ



Flagpole Sitta - Harvey Danger
Little Talks - Of Monsters and Men
Ghost of the Beast - Kelli Schaefer
Misery - Soul Asylum
Cumbersome - Seven Mary Three
Fell On Black Days - Soundgarden
Sullen Girl - Fiona Apple
Concrete Wall - Zee Avi
Say Hello to Heaven - Temple of the Dog
I Know - Fiona Apple
Hem Me In - Amy Seely
Naked As We Came - Iron and Wine
Orange Sky - Alexi Murdoch
City Morgue - Kelli Schaefer
This Place Is A Prison - The Postal Service
Disposable Teens - Marilyn Manson



a Rafflecopter giveaway

16 Şubat 2015 Pazartesi

Kitap Canavarları 19. Blog Turu - Karanlıkta Buldum Seni/Yorum


Karanlıkta Buldum Seni/A.M Walters

Bugün çok şey yazasım yok hepimizin bildiği durum yüzünden ama bir şeyler yazmaya çalışacağım yine de.
Öncelikle Go!kitap'ı çok seviyorum.Gerçekten her konuda başarılı ve kaliteliler.Hem fiyatları düşük hemde harika mıknatıslı kapakları var yani ilerde çıkardıkları kitapları da okumayı düşünüyorum.
Şimdi bu kitaba gelirsek kitap gerçekten çok akıcı elinize aldığınız an bırakasınız gelmiyor ama bana biraz basit geldi.Ne bileyim belki bu hikayelerden son zamanlarda çokça okuduğum içindir ama kız karakter falan pek içime sinmedi okurken.Kızın sürekli bir erkek karakterin yanında olmaya çalışması Clayton Reed'in de ona çokta iyi davranmaması falan sinirimi bozdu başlarda.Ayrıca böyle kitaplarda erkek karakterin müthiş olması gerekir ki kitap okunabilsin.Ya da ben öyle düşünüyorum :D Her neyse karakterlerde pek bir iş olmayınca konunun da önemi kalmıyor malesef.Ama bu tarz kitap seven insanların bu kitaba bayıldığını da gördüm yani kitap zevkiniz bana uymuyorsa kitaba bir şans verebilirsiniz ki benim gözümde çok büyük bir artısı var kesinlikle sıkıcı değil ve çok akıcı.Canınızın sıkıldığı bir an okuyabileceğiniz çerezlik bir kitap.



a Rafflecopter giveaway

13 Şubat 2015 Cuma

Kitap Canavarları 19. Blog Turu - Karanlıkta Buldum Seni/Yazar Tanıtımı


A.Meredith Walters

Tam zamanlı yazarlık kariyerinden önce on sene boyunca sorunlu ve suistimal edilmiş çocuk  ve 

gençlere danışmanlık yapmış olan yazar,şu an eşi ve kızıyla birlikte İngiltere'de 

yaşamaktadır.Yazar hakkında daha fazla bilgi edinmek 

isterseniz: http://ameredithwalters.com/books/ sitesini ziyaret edebilirsiniz.



a Rafflecopter giveaway

11 Şubat 2015 Çarşamba

Kitap Canavarları 19. Blog Turu - Karanlıkta Buldum Seni/Kitap Tanıtımı


Karanlıkta Buldum Seni-A.Meredith Walters

“Sen beni karanlıkta buldun ve kendimden kurtardın. Seni sonsuza dek seveceğim.”
Maggie Young, kendi deyimiyle, küçük bir kasabada, süper not ortalaması ve sıradan okul aktiviteleriyle yaşayıp giden sıradan bir kızdır. Normal bir ailesi, normal bir okulu, normal arkadaşları, kısacası normal bir hayatı vardır. On sekiz yaşına girmek için gün sayan Maggie, artık sıra dışı bir şeyler yaşamak, tutkuyla sevebileceği bir şeylere sahip olmak ister. VE KADER KARŞISINA CLAYTON REED’İ ÇIKARTIR…
Clayton Reed. Kasabadaki yeni çocuk. Kimseye yüz vermeyen gizemli yakışıklı. Geçmişinden kaçıp sığındığı bu küçük kasabada, her şeyden ve herkesten uzak durmaya kararlı. MAGGIE HARİÇ…
Herkesten köşe bucak kaçan Clayton, dış dünyayla arasına kalın duvarlar örse de Maggie o duvarların ardında neler olup bittiğini öğrenmeye kararlıdır. Çünkü tanıdığı hiç kimseye benzemeyen bu gizemli yabancıya deliler gibi âşık olmuştur. Ama o duvarların ardında yaşananlar Maggie’nin tahmin edebileceğinden çok daha korkunçtur. Clayton çok geçmeden adeta bir kelebek gibi Maggie’nin ışığına kapılıp özgürleştiğini sanır, Maggie ise Clayton’ın karanlığına hapsolur. Gün geçtikçe büyüyen bu karanlık, ikisini de yavaş yavaş yutarken onlar aşklarının her şeyin üstesinden geleceğine inanmaya devam eder. Çünkü delice bir aşktır onlarınki. Ya da belki sadece delilik…
New York Times çok satan yazarı A. Meredith Walters’tan kırık bir “ilk aşk” hikâyesi…
Turumuz çok yakında :D

27 Ocak 2015 Salı

Okudum :)



Tatlı Şeytan-Wendy Higgins

Dedim madem o kadar uzak kaldım ardarda biraz yorum gireyim. :)
Bu kitabı kitapyurdunun 2 tl kampanyasından aldım.Bayılıyorum o kampanyaya ama bazen yetişemiyorum öyle olunca sinir bozuyor çünkü bu indirim ilk 100 kitapta falan geçerli oluyor.
Her neyse kitaba gelelim biz. :D Ya ben bu kitabı umduğumdan çok sevdim.Açıkçası kampanyada görmeseydim alacağımı pek sanmıyordum.Ama iyi ki almışım çünkü çok sevdim ve yanlış hatırlamıyorsam bir günde falan bitirdim.Elinize aldığınız an akıp gidiyor zaten,aksiyonu falan bol bir kitap.Tabi birde karakterler var.Ben bu sefer kız karaktere gıcık olmadım.Bence Anna çok tatlı bir karakterdi ve ben onu okumayı sevdim açıkçası.Şimdi sıkı durun! Çünkü Kaiden Rowe'a geldi sıra.O nasıl bir insandır ya.Gerçekten okurken Kaiden diye ortalarda dolanasım geldi ama yapmadım niye çünkü artık üniversitedeyim yani biraz büyüyeyim dimi ama? :D Yan karakterlerde güzeldi bence ama onları biraz daha okumak isterim umarın ikinci kitapta daha çok olurlar.Bu arada kitaptaki o şeytan olayını çok sevdim.Çok orjinaldi bence.Söylenecek çok şey yok bence okuyun akıcı güzel bir fantastik kitap.Ayrıca Go!Kitap'ın harika kapakları ve mıknatıs olayı var.Fiyatı da gayet uygun diğer yayınevlerine göre.Ben seviyorum. :)

Bu şarkıyı yakıştırıyorum kitaba alkol olayı yüzünden ;)

Okudum :)


Duman ve Kemiğin Kızı/Laini Taylor

Söze nereden başlasam ki? Bu kitabın harikalığından herkes yeteri kadar bahsetti zaten.Ama bende biraz bahsetmek istiyorum.Öncelikle bu kadar büyülü bir dünya beklemiyordum.Yani ufak tefek şeyler duymuştum kitap hakkında ama böylesine farklı ve bu kadar büyük bir dünyayı hiç hayal etmemiştim.Birde Prag meselesi var tabi.Karou'nun yaşadığı onca büyülü dünya yetmezken birde Prag'ta yaşayıp görsel sanatlar üzerine eğitim alıyor ve harika resimler çizebiliyor.Şimdi izninizle kocaman bir çığlık atmak istiyorum.Haksızlık! Resmen insanlığa karşı işlenmiş bir suç ya birde Akiva diye bir olay var.Akiva nasıl anlatılır ki? Şimdi kitabı okuyanlar o sihirli diye bahsettiğim dünyaların pekte güzel olmadığını bilirler ama yine de insan imrenmeden edemiyor.Ben eski şehirleri,kendine özgü mimarisi olan yerleri çok severim.Hatta bu yaz o yüzden Safranbolu'ya aşık olmuştum.Sonuçta kitapta şehir bize çok güzel yansıtılmış olsa da kendi gözlerinle görmek gibi olamaz.Eğer hala Karou'yu yeteri kadar kıskanmadıysanız size mavi saçları olduğunu söylemem gerek.Harika bir şey ya.Dünyası ne kadar karanlık olursa olsun Karou'nun yerinde olmak isterdim.Hem yanımda Akiva varken her zorluğu aşarım ben. :D Fazla uzatmama gerek yok.O büyülü atmosferi,daha önce hiç okumadığınız inanılmaz bir dünyayı tanımak istiyorsanız okuyun bu kitabı.Bende en kısa zamanda ikincisini alacağım.
Bu arada uzun zamandır ortalarda değildim çok özlemişim yazmayı.Durumlar birazcık kötüydü ama hallettiğimi düşünüyorum.Zaten mutsuzken pek bir şey yazamıyorum bloga.Her neyse herkese bol kitaplı haftalar.. :)
Az daha unutuyordum kitabı okurken dinlemeniz için ;)