28 Eylül 2015 Pazartesi

Kitap Canavarlarının Blog Turu-Meleklerin Kanı/Nalini Singh-Kitap Yorumu


Meleklerin Kanı-Nalini Singh (Lonca Avcısı Serisi)

Kitap elime geçtiğinde konusu hakkında hiçbir fikrim yoktu.Sadece Artemisin ilk kitabını bastığını herkesin çok beğendiğini birde haliyle meleklerle alakalı bir hikaye olduğunu biliyordum.Sonra kitabı okumaya başladım.400 sayfalık kitap 24 saat içinde bitti.Kitabın içeriğine girmeden önce cildinin güzelliğine methiyeler düzmek istiyorum.İç cildindeki o tüy kalbimi fethetti.Çok asil duruyor.Kitabı okurken hep dış cildini çıkarıp okudum sırf arada o tüy resmine bakabilmek için. :D

Kitaba başlarken biraz tereddütlüydüm çünkü bu tarz kitapları çok okumuyorum.Ancak kitap öyle soluksuz okutuyor ki kendini sizin tereddüt etmeye vaktiniz kalmıyor.Sayfaları hiç durmadan çevirip biran önce sonunu getirmek istiyorsunuz.Çünkü ortada sırlar ve çözülmesi beklenen olaylar var.Kitap bir aşk hikayesi içermesine rağmen bol bol aksiyon barındırıyor bünyesinde.

Karakterlerimiz Elena ve Raphael.Tahmin edebileceğiniz gibi Raphael bir melek.Belki de kitapla ilgili tek sıkıntım Raphael'in ismiydi.Meleklerle alakalı dizi,film ne varsa hepsinde bir Raphael var.Herneyse Raphael öyle sıradan bir melek değil bir başmelek.Birde yaşadıkları dünya bizim bugün yaşadığımız dünya gibi değil.Okuyup kendiniz görürsünüz artık.Mesela Elena bir vampir avcısı,doğuştan.

Kitabın okuduğunuz süre boyunca sizi gerçek hayattan soyutlama gibi bir yeteneği var.Ortalıkta Raphael diye dolanabilirsiniz.Önceden uyarayım :D Birde heyecan sürekli dorukta.Ben kitap şimdi durulur,okurken sıkılırım falan diye düşünürken yazar beni hep ters köşe yaptı.

Son olarak çevirmenin bazı kelimeleri çok sık kullanması dikkatimi dağıttı.Çeviri güzel ancak bazı kelimelerde sıkıntı yaşadım.Yine de çok etkilemedi beni.

Kitabı okurken şunu dinlemenizi öneririm.


Birde çekilişe katılmayı unutmayın. ;)


a Rafflecopter giveaway

26 Eylül 2015 Cumartesi

Okudum :)


Lola ve Komşu Çocuk-Stephanie Perkins

Kitaba başlarken tatlı bir hikaye okuyacağımı biliyordum ama böylesine sevebileceğini hiç düşünmemiştim.Karakterler o kadar güzeldi ki kitabın gerçek olmasını istedim.Hemde öyle böyle değil.Yaklaşık 1 günde falan okudum kitabı ama bitince keşke daha yavaş okusaydım dedim.Sonunu merak ettiğimden hızlı okudum ama bazı ayrıntıları daha doya doya okuyabilmeyi dilerdim.Neyse çok sevdiğim kitapları anlatamıyorum ben pek. :D

Karakterleri kısaca tanıtmak istiyorum.Öncelikle hepimizin bildiği gibi Lola var.Kesinlikle sıradışı bir kız.Perukları,kostümleri ve parıltılı şeyleri seviyor.Hergün aynı insan olmak için çok kısa bir hayat bu felsefesini kabul etmiş bir kızımız kendisi.17 yaşında kendisinden büyük bir erkek arkadaşı ve bunu doğal olarak hiç onaylamayan ebeveynleri var.

Komşu Çocuktan bahsedecek olursak eğer kitabı bu kadar sevmemi sağlayan karakterdir kendisi.Her söylediği ve yaptığıyla kalbimde kocaman bir yere sahip oldu Cricket Bell.Lola'yla yaptıkları, çocuklukları, oynadıkları oyunlar vs. her şey bana kendi çocukluğumu hatırlattı.Çünkü çocukken bütün yazlarımı televizyonda sadece TRT 'nin çektiği bir yerde geçirdim ve can sıkıntısı hayalgücümü geliştiren en büyük etkendi.Tıpkı Lola ve Cricket gibi oyunlar oynardım.Bebeklerime falan ev yapardım.Bana bu anılarımı hatırlatması kitabı başka türlü sevmeme sebep oldu.Ayrıca Lola'nın kendini buluş yolculuğunu okumaktan gerçekten zevk aldım ve kendime de bir şeyler kattım bunları okurken.Bu kitaba basit olarak bakmayınca öğrenebileceğiniz şeyler olduğunu düşünüyorum.Ayrıca hayatınızda okuyabileceğiniz en kibar ve en tatlı karakter Cricket Bell olabilir.Benim kesinlikle ilk beşimde.

Son olarak kitaba bu kadar harika bir cilt yapan yabancı yayınlarına teşekkür etmek istiyorum.Bence her kitap böyle güzel gözükmeyi hakediyor.Bizimde yavaş yavaş bu özeni göstermemiz çok güzel.
Herkesin Kurban Bayramı mübarek olsun. :)

25 Eylül 2015 Cuma

Kitap Canavarlarının Blog Turu-Meleklerin Kanı/Nalini Singh-Yazar Hakkında


Nalini Singh

Lonca Avcısı,Psy Changeling ve Rock Kiss serilerinin New York Times ve USA Today Çoksatan yzarıdır. 1977 Fiji doğumludur,ancak Yeni Zelanda'da yaşamaktadır. Avukat olarak çalışırken,  İngilizce öğretmek üzere Japonya'ya kaçmıştır. Belki de bu yüzden olabildiğince seyahat eder. Nalini yazmayı, okumayı ve çikolatayı bir besin grubu olarak düşünmeyi çok sever. Yazar şu anda 39 adet kitabın sahibi ve halen bazı serilerini yazmaya devam ediyor. Lonca Avcısı serisini 2009 yılında yazmaya başlamış ve 2015'in Eylül ayında serinin 8.kitabı yayımlanmıştır. Seriye ek olarak 4 adet novella satışa çıkmıştır. Bunlar:

Angel's Pawn e-Special and in Angels' Flight
Angel's Judgment 
Angel's Wolf 
Angel's Dance'dir.

Daha fazlası için yazarın sitesi:


Twitter adresi:

@nalinisingh


a Rafflecopter giveaway

24 Ağustos 2015 Pazartesi

Jennifer E.Smith Kitaplığı


İlk Bakışta Aşkın İstatistiksel Olasılığı 
Mutluluk Böyle Bir Şey 
Hayallerimiz Sen ve Ben

Jennifer E.Smith ile tanışmam goodreads ve instagramda o harika kitap kapaklarını görmemle oldu.Sonra kitaplarının Türkçeye çevrilmesini bekledim.Bir gün öylesine kitap satış sitelerine bakarken (neredeyse her gün bakıyorum :D ) Artemis yayınlarının yeni kitaplarına bakmak geldi içimden ve şaşkınlıkla İlk Bakışta Aşkın İstatistiksel Olasılığı'nı yani benim kapağına aşık olduğum kitabı yayınladıklarını gördüm.Tabi hemen alamadım ama geçen Tüyapta alma fırsatı buldum.Sanırım bir günde falan bitirmiştim kitabı.Aynı kapağı gibi güzel bir hikayeydi ve sonu bana öyle bir gülümseme bahşetti ki hemen ablama ve kuzenlerime okuttum. :) Yazarla böyle tanıştım.İlk kitabını okudum ve sonra da diğer kitapları araştırmaya başladığımda Mutluluk Böyle Bir Şey'in Novella yayınlarından çıktığını gördüm.Biraz hayal kırıklığına uğradım çünkü orjinal kapakla çıkarmamışlardı.Kitabı tesadüf eseri bir markette 4.90 gibi bir fiyata almıştım.İyi ki de almışım çünkü bu kitabı da çok severek okumuştum.Son olarak da dün Hayallerimiz Sen ve Ben'i bitirdim.Kendine özgü havası ve yine kapağıyla (bu sefer orjinal kapakla basan novellaya alkış) çok sevdiğim kitaplar arasına girdi.
Öncelikle şunu söylemem gerek bu yazarı okurken abartılı ve büyük şeyler beklemeyin.Bu kadın sadece hayatın akışını yazıyor ve iki insanın birbirinin hayatında ne gibi farklılıklar yaratabileceğini.Sonu çoğunlukla beklenildiği gibi bitmiyor ama sizi mutlu etmeye yetiyor.Öyle edebi değeri yüksek kitaplar değiller ve benim o çok sevdiğim distopik veya fantastik ögelerde içermiyorlar ama bir şekilde okumayı çok seviyorum bu kitapları.Bildiğimiz ve hep okuduğumuz mutlu sonlar bu kitaplarda biraz farklı anlatılıyor.Yani bilinen mutlu sona değil ama yine de tuhaf bir şekilde mutlu olan bir sona ulaşıyoruz.Uzaklıkların önemli olmadığı kitaplar bunlar ve birbirini hiç tanımayan insanların karşısındakinin hayatına dokunuşunu okuyoruz.
Kısaca konularından da bahsetmek istiyorum.

İlk Bakışta Aşkın İstatistiksel Olasılığı: Uçakta tanışan bir genç kız ve bir çocukla alakalı.Genç kız babasının düğününe gidiyor ve bütün uçak yolculuğu bu genç çocukla geçiyor.

Mutluluk Böyle Bir Şey:Yanlış bir e-posta sayesinde tanışan iki genç var bu kitapta da.:)

Hayallerimiz Sen ve Ben:Bir gün tüm şehirde elektriklerin gitmesiyle asansörde mahsur kalan iki genç.Tabi hikaye sırf asansörde değil bu olay tanışmalarına sebep oluyor ve sonra kitap orjinal adının yani ''Senin ve Benim Coğrafyamınız'ın'' hakkını veriyor.

Bence bir şans verilmeyi hakeden,çok şey beklemeden okursanız seveceğiniz kitaplar bunlar. :)

20 Ağustos 2015 Perşembe

Okudum :)


Kaos Yürüyüşü Serisi/Patrick Ness

1)Umut Bıçağı
2)Sorgu ve Yanıt
3)İnsan Denen Canavar

Bu seri için söylenecek çok şey var ama söylemek biraz zor işte.Öncelikle size karakterleri ve yaşanılan dünyayı biraz anlatayım tabi spoiler vermeden.Sadece görüşlerimi yazacağım olayları değil.
Öncelikle başkarakterimiz Todd yanlış hatırlamıyorsam ilk kitapta 13 yaşında falandı.Şimdi ben 13 yazınca siz sakın bu kitabı çocuk kitabı olarak görmeyin.Çocukların okuyamayacağı kadar gerçek bir kitap çünkü ve zaten aldığı ödüllerde bir çocuk kitabı olmadığını apaçık gösteriyor.Todd sadece erkeklerin yaşadığı bir kasabada yaşayor ve kasabadaki en genç insan o.İlk kitabı biraz unuttum çünkü okuyalı çok oldu.Todd bu dünyada hiç kadın olmadığını düşünen bir çocuk tabi bu ilk kitabın en başlarında sonrasında nasılda yanıldığını anlıyor.Çünkü Viola ile tanışıyor.Viola belki de şu zamana kadar okuduğum en harika genç kız karakter.O da Todd gibi 13 yaşındaydı yanlış hatırlamıyorsam.Bu ikilinin yaşadıkları dünyada erkeklerin düşünceleri diğer insanlar tarafından duyulabiliyor.Yani bütün erkeklerin zihinlerini okuyabiliyorsunuz.Bu yüzden de çok gürültülü bir dünya.Yazarın kadınları sessiz göstermesi bana çok manidar geldi.Bu anlattıklarım yaşadıkları dünyanın tuhaf olan ilk kısmı.Ayrıca bu dünyanın asıl sahipleri olan uzaylı ırkı Manklar var.Çünkü bu karakterler bizim dünyamızda değil başka bir gezegende yaşıyorlar.Yani insanları Amerikalılar Mankları da Kızılderililer olarak düşünebiliriz.
Kitaptaki her tuhaflığın temsil ettiği şeyler olduğunu düşünüyorum.Özellikle Ses olayı çok şey anlatıyor ancak bunları kitabı okuyup görmek gerek.Birde kitabın olmazsa olmazı bir kötü karakteri var.Allah düşmanımın başına vermesin diyebileceğiniz bir kötü karakter.Kitabı okurken ömrünüzü yiyen, kafanızı duvarlara vurduran bir kötü karakter.Öyle ki seri boyunca Büyük Başkan Prentiss'i boğmak istedim.Atlattıkları her olaydan sonra daha bu çocukların başına ne gelebilir ki diye düşündüğüm anda bu adam yeni bir pislik yaparak beni şaşırttı.O yüzden önceden uyarayım David Prentiss'i okumaya hazır olarak başlayın bu seriye.
Ayrıca aksiyonun hiç kesilmediği bir üç kitaptan bahsettiğimi de eklemem gerek.Sayfalar sizin 
elinizde olmadan akıyor sanki.Özellikle her kitabın sonlarına doğru heyecandan öldüğüm doğrudur.
Çok bir şey yazmak istemiyorum aslında bence alınıp okunması gereken bir seri.Todd ve Viola gibi iki harika karakteri okumak için bile koşa koşa gidip alın bu seriyi.Ayrıca insanların yanı sıra harika hayvanlarda var.Son olarak söyleyeyim hayvanlarında sesi var ve benim kitapta en çok sevdiğim şeylerden biri de onların konuşmaları dinlemekti. :)

1 Ağustos 2015 Cumartesi

Okudum-Ejderhaların Dansı Kısım 1-2


Ejderhaların Dansı Kısım 1-2/George R.R Martin

Uzun zaman olmuş buraya girmeyeli.Harika bir kitapla geri döndüm.Buz ve Ateşin Şarkısı serisinin yayınlanmış son kitaplarının yorumuyla.Herkesin bildiği ismiyle Taht Oyunları.Son yılların en popüler dizi ve kitap serisi.Popülerliğini kesinlikle sonuna kadar hakediyor.Şimdi bu son yayınlanan kitap olduğu için spoilersız bir yorum yazacağım çünkü Taht Oyunlaı hakkında spoiler yemekten bizzat nefret ediyorum o yüzden aynı şeyi bunu okuyan insanlara yapmak istemiyorum.
Kitaba gelirsek eğer olaylar 4.kitaptan bir hayli farklı çünkü 4.kitabı okuyanlar bilirler hiçbir ana karakteri okuyamamıştık yaklaşık 800 sayfa kadar eğer yanlış hatırlamıyorsam.Ejderhaların Dansı'nda ise istemediğiniz kadar Arya.Tyrion,Jon ve Dany'nin kısımları var.Şunu söylemek istiyorum öncelikle Dany (tam adını yazmak zor :D ) yani Ejderhaların Annesi karakterinden hiç hoşlanmıyorum.Her şeyi çok kolay elde ettiğini ve sevgili yazarımız Martin tarafından biraz torpilli olduğunu düşünüyorum.Hiçbir karaktere acımayan, onları hunharca öldüren Martin iş Dany'e gelince bütün silahlarını saklıyor ve Khaleesi her istediğini alıyor.3 tane ejderhası var diye her şey onun sanki.Çok sevenleri var onu da biliyorum ama Starklara yapılan şeylerden sonra onun hala istediğini yapması sinirlerimi bozuyor.
Kitapta benim ağzımı kapatamama sebep olan bir süpriz var ki bütün serinin kaderini 180 derece döndürebilecek cinsten bir şey.Okuduktan sonra ben bunu nasıl düşünemedim diyorsunuz.Bu süprizin beni acayip heyecanlandırdığını söyleyebilirim sadece çünkü tek kelime etsem spoiler olur.
Arya ve Bran'ın kısımları tıpkı Dany'nin kısımları gibi ağır ilerliyor ve okurken çoğu zaman sıkılmadan edemedim.Tamam çok merak ediyorum ama hiç olay olmuyor.Kitapta beni en sıkan yerler Bran'in kısımlarıydı.Umarım bir sonraki kitapta olaylar biraz gelişir...
Son olarak Jon'dan bahsetmek istiyorum ki kendisi benim son umudumdur.Bunu da açıklayamam malesef.Ben hayatımda bu kadar iyi kalpli ve onurlu bir karakter okumamıştım.Ya sen nasıl birisin Jon Snow.Gerçek hayatta olmanı ve seni tanımayı çok isterdim yani öyle böyle değil.Kitapta asil olmayıp en asil olan kişi sensin.Eddard Stark'ın ne kadar güzel özelliği varsa onu almış resmen.
Bu serinin insanlara öğretecek binlerce şeyi olduğunu düşünüyorum.Bu kitaplar benim gözümde fantastik değil gerçek.Hatta o kadar gerçekki bütün hanedanlar bir ülkeyi ,gelmekte olan kış ve akyürüyenlerde küresel ısınma gibi dünya çaplı felaketleri temsil ediyor.Ben okurken böyle görüyorum bütün olayları ve bakış açınız değişince kitaplarda bambaşka şeylere dönüşüyor.Ve insanların nasıl kışı ya da akyürüyenleri umursamadan Taht Oyunları oynadığını görmek beni çok düşündürüyor...

27 Mayıs 2015 Çarşamba

Kitap Canavarları 21.Blog Turu-Benim Uzak Yıldızım/Amie Kaufman & Meagan Spooner-Yorum


Benim Uzak Yıldızım/Amie Kaufman & Meagan Spooner

Herkes gibi bende bu kitabı Go!Kitap duyurduğundan beri merakla bekliyordum.Kapağı ve uzayda geçiyor olması beni zaten en başından kendine aşık etmişti.Sonunda okudum ve çok sevdim.
Kitap İkarus isimli uzay gemisinde başlıyor.Karakterlerimiz Lilac; galaksinin en zengin adamının kızı ve Tarver;savaş kahramanı. Bütün kitap boyunca Tarver ve Lilac'ın hayatta kalma mücadelelerini ve birbirlerini tanımalarını okuyoruz.Başlarda sakin başlasa da devam ettikçe hız kazanan ve okuyucuyu sürükleyen bir roman.Bambaşka gezegenler ve çok farklı hayatlar yazılmış bu kitapta okudukça şaşırıyorsunuz.Kitapta ayrıca bazı hoşuma gitmeyen yerler oldu.Hepsini kitabı çok sevdiğim için göz ardı ettim ama sonunu bir türlü sevemedim.O kadar güzel bir kitabın sonu böyle olmamalıydı bence.Çok havada kalan ve bitmeyen bir hikayeyle bıraktı bizi yazar.Kitap bittiğinde bu kadar mı yani? diye sordum hep.Serinin ikinci kitabı var evet ama başka karakterlerin ağzından ve anladığım kadarıyla Lilac ve Tarver ile alakalı hiçbir şey yok.Nasıl!? Yani böyle bırakılır mı? Lilac'ın babası hakkında bir sürü soru işareti var benim kafamda ve o malum fısıltılar hakkında.Ayrıca kitapta bir olay var ki hiç tahmin edemeyeceğim bir şeydi.Yazarların bunu açıklığa kavuşturup beni rahatlatmalarını bekledim ama onu da yapmadılar.Şimdi sanki kitap kötüymüş gibi gözüküyor ama kesinikle değil.Okuduğum en ilginç kitaplardan.Düşünün bir gezegende yalnız kalmış iki insan ve birbirlerinden nefret ediyorlar.Kesinlikle orjinal bir konu ve yazarların hayalgücüne hayran kaldım ama işte malesef bir ama var.Bu kitap böyle bir son haketmiyordu.Hadi böyle bir son yazdın o zaman ikinci kitapta Lilac ve Tarver ile ilgili olmalıydı.Yine de okumanızı tavsiye ederim.Sırf ikilinin arasındaki ilişki için bile okunur. :)


a Rafflecopter giveaway

Kitap Canavarları 21.Blog Turu-Benim Uzak Yıldızım/Amie Kaufman & Meagan Spooner-Yazar Tanıtımı

,

Benim Uzak Yıldızım/Amie Kaufman & Meagan Spooner-Yazar Tanıtımı

Uzun zamandır dost, zaman zaman olsa da oda arkadaşı olan yazarlar birlikte bütün dünyayı (henüz galaksiyi değil) dolaşıp aralarındaki kıtaları aşmışlar. Megan, Washington'un hemen dışında yaşarken Amie, Melbourne, Avustralyada ikamet ediyor. Şu an ayrı olsalar da uzay operasına, seyahata, ikinci kahvaltılara duydukları sevgi onları hep bir arada tutmaya yetiyor.

Meagan Spooner hayatının her anında yazarak büyüdü; hayat hakkında arkeolog, deniz biyologu ve astronotmuşçasına hayaller kurarak.New York'taki Hamilton kolejinde oyun yazarlığı bölümünü dereceyle bitirdi ve o zamanlar birkaç yılını Avustralya'da yaşayarak geçirdi.

Amie Kaufman gençler için bilimkurgu ve fantastik kitaplar yazmaktadır.Melbourne'de kocası, kurtarıcı köpeği ve dikkate değer bir kütüphaneyle birlikte yaşamaktadır.Çikolata ve kısa uykuların büyük hayranıdır.


16 Mayıs 2015 Cumartesi

Yabancı Yayınları'nın Birkaç Kitabına Yorum :)




1)Baba,Dışarıda Bir Melek Var!-Fikret Topallı

Bu kitabı baya korkarak okumuştum çok iyi hatırlıyorum.Kimi öyküler sadece ürkütürken bazıları gerçekten iyi korkuttular.Dünyadan ve Türkiye'den şehir efsanelerinden bir derleme yapmış Fikret Topallı.Ki kendisinin seri katillerle ilgili kitaplarını hep okumak istemiştim.Ben kitabı çok zevk alarak ve ilginç şeyler keşfederek okudum.Böyle efsanelere veya korku hikayelerine ilginiz varsa bir göz atın bence. :)

2)Aşka Var Mısın?-Natasha Boyd

Eh bu kitabı duymayan kalmamıştır herhalde.Şimdilerde ikinci kitabı da çıktı ama ben alıp okuyamadım henüz.Jack Eversea ve Keri Ann'in hikayesi ilk başlarda çok sıradan gözüken ama okudukça sizi bağlayan cinslerden.Öyle ki kitabı bir günde bitirip etkisinden çıkamamıştım.Kitabın konusuna gelrisek: Jack Eversea bir megastar Keri Ann ise sıradan bir kasabada yaşayan bir kız.Jack bir olaydan dolayı Keri Ann'in kasabasına yerleşiyor böylece olaylar başlıyor.Tam bir yaz kitabı.Mutku eden cinsten.İkinci kitap için sabırsızlanıyorum.

3)Aşkın Müziği-Kylie Scott

Kitabın konusu gerçekten çok ilginç ve komik.Çok büyük bir yıldız olan David ile Vegas'ta,bir günde nasıl evlendiği hatırlamayan 21 yaşındaki Evelyn'nin hikayesi Aşkın Müziği.İlk sayfalarda kahkahalarla okuduğum bir kitap oldu ama sonrasında çok keyif almamaya başladım.Ama sorunun kitapta değil bende olduğunu düşünüyorum.Bu tarz kitapları sevenler büyük ihtimalle seveceklerdir.

4)Kördüğüm-Calia Read

Çok ilginç bir kitap.Kafanızı allak bullak edecek cinsten.Tabi önceden benzer bir kitap okumadıysanız.Şimdi kitabın ismini vermeyeceğim çünkü sonu anlaşılabilir.İşte ben o kitabı okuduğum için Kördüğüm'ün sonunu tahmin edebildim ve işin bütün büyüsü bozuldu.Yoksa güzel kitap.

5)Tersyüz-Amy Harmon

Of bu kitap çok fena.Yani başlarken bu kadar harika olabileceğini tahmin bile edememiştim.Okurken canınızı yakan ,kalbinizi paramparça eden,kısacası sizi mahveden bir kitap.Ambrose Young müthiş bir karakter.Bailey ve Fern'e ise söyleyecek söz bulamıyorum.Okuyun bu kitabı gerçekten aşırı derecede güzel.

6)Kızıl Tepe-Jamie Mcguire

Bu kadının kitaplarına karşı biraz önyargılıydım aslında.Araf kitabını yarım bırakmıştım.Ama  kitabın zombilerle ilgili olduğunu öğrenince koşa koşa aldım ve hemen okudum.Güzel,aksiyon dolu bir kitaptı ama beni biraz üzdü biraz da sinirlendirdi.Yine de zombileri tekrar okumak çok güzeldi.Devamı gelsin. :)

Yukarıdaki kitaplardan bazılarının şarkıları var benim için.İşte onlar :)

Aşka Var Mısın? için:


Tersyüz için:


Herkese keyifli haftasonları :)

8 Mayıs 2015 Cuma

Benim Uzak Yıldızım/ Amie Kaufman & Meagan Spooner/Kitap Tanıtımı


 

Benim Uzak Yıldızım/ Amie Kaufman & Meagan Spooner


O GECENİN, DEVASA UZAY GEMİSİ İKARUS'TAKİ DİĞER GECELERDEN HİÇBİR FARKI YOKTUR. Ta ki o büyük felaket gerçekleşene ve İkarus yakınlardaki bir gezegene düşene dek. Elli bin yolcu kapasiteli gemiden yalnızca iki kişi kurtulmuştur: Evrenin en zengin adamının kızı Lilac LaRoux ve genç bir savaş kahramanı olan Binbaşı Tarver Merendsen.
Binbaşı Merendsen, Lilac gibi kızların insanın başına beladan başka bir şey getirmediklerini uzun zaman önce öğrenmiştir. Lilac da, Tarver’ın kendi iyiliği için, onu kendisinden uzak tutması gerektiğinin farkındadır. Ama ıssızlığın ortasında hayatta kalabilmek için birbirlerine ihtiyaçları vardır. Açlık, soğuk ve vahşi hayvanlara bir de Lilac’ın duyduğu fısıltılar eklenince birbirlerine güvenmekten başka çareleri kalmaz. Ne var ki çok geçmeden, onları birbirlerinin kollarına iten bu trajediden büyük bir aşk doğar. Artık kurtulup kendi gezegenlerinde bir ömür ayrı kalmaktansa düştükleri bu ıssız gezegende birlikte olmayı tercih ederler.
Ama her adımda onları takip eden gizemli fısıltıların ardındaki gerçeği öğrenmeleriyle her şey bir anda değişir. Lilac ile Tarver o gezegenden ayrılsalar bile artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktır.
Nefes kesen bilim kurgu üçlemesinin ilk kitabı, Benim Uzak Yıldızım, zaman ve mekân tanımayan sonsuz bir aşkın hikâyesi…