19 Nisan 2013 Cuma

Murat Menteş:)



Twitter'da duymuştum Murat Menteş'in imza gününün olacağını.Taksimde Aziz Kedi kitapevinde olacaktı.Bende dedim niye gitmeyeyim??:)
Ablamı da aldım yanıma ve Taksim'e gittik.Kitapevini bulana kadar canımız çıktı neyse ki çok sıra yoktu.Kitapevi çalışanları çok tatlıydı biz sırada beklerken çay,simit vs. dağıtıyorlardı ilk defa böyle bir şeyle karşılaştım ve çok hoşuma gitti:)


Aslında Korkma Ben Varım kitabını geçen yıl okumuştum ama bir arkadaşımdan ödünç alarak.Kitap benim olmadığı için çok üzülmüştüm.İmza gününü fırsat bilerek kitabı aldım. :) Murat Menteş'in yanına vardığımızda kitabımı ona uzattım.'Yeni mi aldın bunu?' diye sordu.Bende 'Evet ama okumuştum ödünç alarak'dedim.Şaşırdı: ) 'Okuduğun halde alıyor musun?' dedi.Adımı sordu kitabı imzaladı ve ben dönüp gidecekken arkamdan 'Zehra Zehra gidiyor musun?' diye seslendi :D
O kadar mutlu oldum ki anlatamam ağzım kulaklarımda çıktım oradan hatırladıkça hala mutlu oluyorum :):)..


Aslında ikisini de kendi adıma imzalatacaktım :)
Ablam bir tanesi de bana imzalı olsun dedi bende tamam dedim:)


Şu yukarıda gördüğünüz bisküvilerin üstünde Ruhi Mücerret yazıyor.Çok orjinal çok güzel bir fikir bayıldım:)

Aslında birkaç hafta önce oldu tüm bunlar ama ben yeni yazıyorum:)
Çok güzel bir anı oldu benim için Ruhi Mücerret'i de bitirdim onu da yakında yazacağım:)
Herkese iyi tatiller ve Hayırlı Cumalar:):)

9 Nisan 2013 Salı

Kitap Tanıtımı:)



Onlar Gelmiş Geçmiş En İyi Bilinen Bilinmeyenlerdir…
ŞEYTAN ve ŞAİR

“Kadim dost, İsa aşkına,
Dağıtma bu mezarın tozunu.
Bu mezar taşını koruyanı Tanrı korusun,
Ve kemiklerimi yerinden oynatana lanet olsun.”

Bu dörtlük, masum bir mezar kitabesinden çok daha fazlasını anlatıyor olabilir mi? İnsanlığın en önemli isimlerinden biri olan eşsiz şair ve oyun yazarı Shakespeare, gerçekten bir dâhi mi, yoksa bir sahtekâr mıydı?

Geçmişten günümüze kadar süren, dört yüzyıllık bir sırrın peşine düşen ünlü Profesör Desmond Lewis, California’da vereceği bir konferansla tüm dünyayı yerinden oynatacak gerçeği açıklamak üzeredir. Yola çıkmadan önce eski dostu, gazeteci Jake Fleming’le iletişime geçer. Yayımlanacak olan kitabı ile ilgili fikrini almak istiyor ve yalnızca ona güvenebileceğini söylüyordur. Ancak profesör California’ya varmadan kitabıyla birlikte esrarengiz bir şekilde ortadan kaybolur. Ondan geriye kalanlar, Golden Gate Köprüsü’ne terk edilmiş kiralık bir limuzin, içi kıyafet dolu bir bavul ve üzerinde adının bulunduğu belgelerden ibarettir. Polisler durumu tek bir kelimeyle açıklamaktadır: İntihar…

Dostunun intihar etmiş olabileceğine inanmayan Jake ise profesörün başına gerçekte ne geldiğini ve kayıp kitabın neyle alakalı olduğunu bulmaya kararlıdır. Ancak bu sandığı kadar kolay olmayacaktır. Anlamsız şifrelerden oluşan bir listeyle çıktığı bu yolculuğun, kendi hayatıyla birlikte sevdiklerininkini de tehlikeye attığını fark ettiğinde, çoktan ‘kaplanın yuvası’na girmiş olacaktır.


John Underwood’un usta kaleminden çıkan Şeytan ve Şair, gerçek belgelere dayandırılmış, ezber bozan bir roman.

Kitap Videosu :




Yazar Tanıtımı:

Gerçek adı Gene Ayres olan yazarımız hem E.C Ayres adıyla hem de John Underwood adıyla romanlarını yayınlamaktadır. Syracuse Üniversitesinde Yaratıcı Yazarlık diplomasını aldıktan sonra yedi yıl New York üniversitesi, Metropolitan uygulamalı araştırma merkezinde kısa film yapımcılığında çalıştı ve daha sonrada PBS televizyonu için diziler yazdı ve yapımcılığını yaptı.
Los Angeles’a taşındıktan sonra da yerel televizyonlarda çalışmaya devam etti. Daha sonra sinemada da çalıştı ve 1982 yılında warner brothers writers fellowship’in sahibi oldu. 1989 yılında Hollywood’u bırakarak Florida’daya döndü ve Florida’da geçen bir polisiye yazmaya başladı. Bu süre zarfında, yazmanın yanı sıra, yalnız bir baba olarak küçük oğlu ile ilgilendi ve TV Channel 10 için film eleştrileri yazdı. 
1992’de film dünyası içine yeniden çekildi ve New Mexico’ya taşındı, bundan tam bir hafta sonra ilk kitabının St. Martin’s Press ve Private Eye Writer’s Association tarafından düzenlenen Amerika’nın en iyi ilk romanı yarışmasını kazandığını öğrendi ve kitabı Hour of Monatee, E.C. Ayres adıyla 1994 yılında St.Martin’ Press tarafından yayımlandı.
1994’te ikinci romanı Tony Lowell Mystery, 1997’de Night of the Panther, 1998’de Lair of the Lizard yayımlandı.
1998 – 2004 arası Şeytan ve Şair’in çalışmaları esnasında İngiltere’ye birçok ziyarette bulundu ve kitap içinde, romanın bir karakteri; Desmon Lewis tarafından yazılan bir kitabı üzerinde çalıştı.
Artık oğlu üniversite yaşına geldiğine göre Gene’in değişiklik yapma imkanı vardı ve Çin’deki öğretmenlik teklifi gelince evini satarak taşındı ve hiç arkasına bakmadı; yazmak için hariç. Çin macerası yep yeni ufuklar açtı ve yeniden yazmaya başlayarak beş kitap bitirdi.
Inside the New China, Black Dragon River, Şeytan ve Şair (The Shakespeare Chronicles), Licensed to Kill, Toon Man
Şeytan ve Şair(Il Libro Segredo di Shakespeare /The Shakespeare Chronicles), yazarın John Underwood adıyla yazdığı romanıdır ve yedi dile çevrilmiştir. Kitap, edebi gerilim türünde, Da Vinci Kodu sınıfında bir romandır ve John Underwood adı ile Roma’da yayımlanmıştır. Bu da bir ilktir; İtalya’da hızlıca çok satanlar arasına giren kitap, bestseller olarak yabancı dillere çevrilmiş ancak yazarın ana dilinde, Amerika ya da İngiltere’de henüz yayımlanmamıştır.
Ayres, kızı ve eşi ile birlikte Seattle’da yaşamaktadır. 


8 Nisan 2013 Pazartesi

İstiyorumm:)


Everest Yayınları tüm Sherlock Holmes hikayelerini şu yukarıda gördüğünüz 3 ciltte toplayacakmış.Bugün D&R'da ilk kitabı görünce yabancı bir kitap sandım.Çünkü kitap ciltliydi.Türkçe olduğunu görünce çok sevindim.En kısa zamanda almak istiyorum çok arşivlik bir seri ama parası biraz el yakıyor :)





Bugün Sıcak Kalplerin (Sıcak bedenler kitabının filmi) sinemasına gittim.Çok çok güzeldi kitabı okusanızda okumasanızda gidin bu filme.Salonda tüm film boyunca kahkahalar hiç eksilmedi.Kitabı gerçekten çok iyi yansıttıklarını düşünüyorum.Çok eğlendim,çok sevdim filmi...


Hepinize iyi haftalar:)

1 Nisan 2013 Pazartesi

Kitap alışverişim:)


1 ay kadar oldu bu kitapları alalı ama ben daha yeni yazıyorum:) Aslında siparişimde 2 kitap daha vardı ama kitapların baskıları kalmamış maalesef:(
beyazkitaplığın kitapokusak sitesiyle yaptığı indirimlerden kazanmıştım.Bu alışverişi o indirimle yaptım tekrar teşekkürler buradan:)


Carrıe günlükleri kitabı ablamın siparişi diğer ikisi de benim:)
Kitaplar gayet güzel paketlenmişti hiçbir sorun yoktu çok şükür:)
Hepsini çok merak ediyorum en kısa zamanda okuyacağım:)


                                                            Hepinize iyi haftalar:)

11 Mart 2013 Pazartesi

Okudum:)

RUH BAĞI/RICHELLE MEAD
3 sene önce okumaya başlamıştım bu seriyi.Ortaokulda arkadaşımdan ödünç alıp okuyordum.Sonra uzun yıllar geçti arkadaşımla iletişim halindeydik ama seriyi bitirmeyi hiç düşünmemiştim.Filminin çıkacağını duyduğumda okumadığım son iki kitabı arkadaşımdan istemeye karar verdim o da beni kırmadı saolsun.:)
Serinin güzel yanı yazarın sizi devamlı şaşırtması ve tabi ki strigoiler.Nedense onların bol bol olduğu kitabı daha çok sevmiştim.
Neyse lafı çok uzattım açıkçası çok şey bekleyerek okumayın sadece zevk için okunabilecek bir seri ara sırada sizi güldürmeyi başarabiliyor.Eskiden Team Dimitri'ydim ama serinin sonunda bundan vazgeçtim.Şimdi Team Adrian olduğumu düşüneceksiniz ama hayır ben Adrian'ı da sevemedim açıkçası.Sadece 4. kitap için Team Dimitriyim o kadar:)



                    Bu güzellik ablamın doğumgünü hediyesi:) Bakıp bakıp mutlu oluyorum:)



Son kitabı okurken ki halim:) Bence diğer kitaplara nazaran pek iyi değildi..
Kitapların yan serisini sırf meraktan okumak istiyorum onu da arkadaşımdan isteyeceğim umarım güzeldir..

Herkese mutlu haftalar:)

27 Şubat 2013 Çarşamba

Okudum:)



YÜZYILLIK YALNIZLIK/GABRIEL GARCIA MARQUEZ

Büyük çoğunluk kitapkardeşliği etkinliğinden haberdardır sanırım işte şubat ayında kitapkardeşliği yüzyıllık yalnızlığı seçti okumak için.Bende çok merak ettiğim yüzyıllık yalnızlığı bu sayede okumuş oldum.
Kitabı size nasıl anlatabilirim bilmiyorum en iyisi baştan başlamak:)
Kitaba başlarken kabul ediyorum ön yargılıydım çünkü yazar Nobel ödüllüydü ve ben fazlasıyla ciddi bir kitap bekliyordum.Ama gel gör ki beklediğimin tamamen zıttı bir kitapla karşılaştım herhalde başka hiçbir kitap yüzyıllık yalnızlık kadar samimi olamaz...Okumayanlara sesleniyorum sakın kitabın başında isimleri karıştırıyorum diye okumamazlık yapmayın.Gerçi ben son sayfaya kadar isimleri karıştırmaya devam ettim:) Okuyanlar bilirler kitapta en az 20 tane Arcadio ile Aureliano var.Ki 17 Aureliano'yu sayacak olursak 30'u geçebilirler:) Kitap o kadar şaşırtıcı ve komik ki...Bir yüzyıldan fazla bir süre aynı ailenin devamlı başa saran bir kaset gibi aynı şeyleri yaşamasını okuyorsunuz.Yüzyıllık yalnızlık ismi bile kitabı çok iyi tanımlıyor.40 yıl düşünsem bu kitap için daha iyi bir isim düşünemezdim herhalde:)
Karakterlere gelecek olursak kitabın kadın karakterleri (Ursulalar,Amarantalar)
hepsi ayrı bir olay ama en baş Ursula benim favorim:).Ayrı bir olay derken söylemek istediğimi karkaterlerin toprak yemesi,aynı adamı sevdikleri için birbirlerine olan bitmeyen öfkeleri,hepsinin en az 100'lü yaşları görmeleri vs. vs.:):)
Erkeklerde ise doğan bütün Arcadio'lar ile Aureliano'lar hep aynı karakterde oluyorlar bu ayrıntı benim çok hoşuma gitmişti:) Ama erkeklerde ki favorim kitabın sonunda beni biraz hayal kırıklığına uğratsa da Melquiades'di.İcatları,çingeneliği,hayaleti...Hepsini okumak çok eğlenceliydi.Lafı çok uzattım ama son olarak söylemek istediğim bir şey var yazar kitabı için 'kitabımda gerçekliğe dayanmayan tek bir cümle bulamazsınız' demiş kitabı okursanız ya da okuduysanız olayların her ne kadar fantastik gibi gözükse de gerçek olduğuna sizde inanacaksınız inanın..:)
Yaşasın kitap kardeşliği:)
Herkese bol kitaplı günler:)

Yarım bıraktım:(




















ALTIN GALAKSİ/ISAAC ASIMOV

Bu kitabı yazar ayları çerçevesinde okumaya karar vermiştim.Isaac Asimov zaten okumayı çok istediğim bir yazardı bende sahafta bu kitabını görünce hemen aldım.Ama yanlış yapmışım çünkü kitap yazarın vakıf serisiyle alakalı bir kitap.Ya da bana öyle geldi ama kitabı okumakta çok zorlandım.Çünkü ortada sürekli hakkında hiç bir şey bilmediğim vakıftan,imparatorluktan bahsedip duruyorlardı.Bu yüzden üzülerek yarım bıraktım kitabı ama yanlış anlaşılmasın benim kitap seçimim yanlıştı eminim bir gün vakıf serisini okursam bu kitabı da seve seve okurum.

http://pinucciasbooks.blogspot.com/
Bu etkinliği sevgili Pınar düzenliyor katılmak isterseniz bloguna bir göz atın her ay farklı yazarlarla tanışabilme olanağı sağlıyor buradan teşekkür ediyorum ona:)
Hepinize bol kitaplı günler:):)


17 Şubat 2013 Pazar

Okudum:)



BAKİRE/NANCY PİCKARD

Kitabı ablam bir çekilişten kazanmıştı tabi hemen elinden kaptım ve benim oldu:):)
Kitabı çok kısa bir sürede okudum çünkü çok akıcı ve çok heyecanlıydı.Bu kadar güzel çıkacağını hiç düşünmemiştim:) Polisiye-gerilim kitaplarını severek okurum ama bu daha çok Agatha ve King'le sınırlıdır.Bu alanda kendimi biraz geliştirmem gerek sanırım ama bu kitapla iyi bir adım attığımı düşünüyorum.
Kitabın sonunda katili yine tahmin edemedim zaten tahminlerim hiç çıkmaz.En olmadık kişileri tahmin ederim ama yine de yapamıyorum bu işi:) Neyse zaten böyle kitaplarda katili tahmin edememek ayrı bir heyecan katıyor:)
Yazarın diğer kitabı da çıktı Ephesus yayınlarından bulursam almayı düşünüyorum bakalım o nasılmış...
Herkese iyi tatiller:)


10 Şubat 2013 Pazar

Okudum,İzledim:)


Ah ah diyorum sadece.Neden mi? Kitabı okuduktan sonra filmi izleyin beni anlayacaksınız.Yıllar önce filmini izlemiş ve hayran kalmıştım.Geçen gün arkadaşımla kütüphaneye kaydolduk ve bende yıldız tozunu görünce okumaya karar verdim.İyi ki de okumuşum.Kitap o kadar güzel ki 1 günde bitirdim.Neil Gaiman öylesine büyüleyici bir hayal gücüne sahip ki anlatamam.Okurken çok kıskandım açıkçası.
Kitabın konusuna da biraz değinmek istiyorum: Stormhold adlı perili bir ülke var ve birde bu ülkeyi bizim dünyamızdan ayıran duvar kasabası var.Başkarakterimiz Tristan (ki filmde ona aşık oldum:) burada yaşıyor.Sonra bir yıldız kayıyor ve Tristan aşık olduğu Victoria'ya bu yıldızı getirmeyi teklif ediyor.Tristan ezik biri ve kızda havalı tiplerden ondan evlilik sözünü sadece bu şekilde alabiliyor zavallım.Tabi kızda inanmıyor yıldızı getireceğine dalga geçmek için tamam diyor.Zaten kim inanır ki?? İşte hikayemiz Tristan'ın yıldızı aramaya başlamasıyla devam ediyor sonrasını da anlatmayayım:) Ki yıldızda hiç beklediği gibi bir şey çıkmıyor:) Hani bazı kitaplar için okuyun güzel diyorum işte bu kitabı kesinlikle okumalısınız.Ama kitabı okuduktan sonra filmi de izlemelisiniz.Filmi de kitabı kadar güzel diyebileceğim nadir kitaplardan.Birbirini tamamlıyorlar ve film çok keyifli öyle ki kahkahalarla güldüm çoğu yerinde hele Robert De Niro'nun bir sahnesi var ki (izleyenler bilir) 100 kez izlesem yine gülerim:)
Filmin fragmanı:




birde filmin sonunda çalan şarkı ben çok sevdim:





Hepinize iyi haftalar diliyorum :)